Popstar yıldızına eşinden şantaj !!!
Bir TV kanalının 2005′te düzenlediği Popstar yarışmasının ön elemelerini kazanan B. A., İstanbul’da kaldığı otelin lobisinde, Malatya’da emlakçılık yapan Nazif Akgün’le tanıştı. Çift kısa sürede evlendi. İzmir’e gelip yerleşince düğün yapacaklarını söyleyen N. A. memleketine gitti. Ancak genç kadının iddiasına göre aylarca hiç arayıp sormayan Akgün, İzmir’e gelip birkaç gün kaldıktan sonra yine işlerini bahane edip memleketine döndü. B. A. iddiasına göre eşinin internetten görüştüğü arkadaşları “Biz seni N.nin eşi değil, onunla birlikte olmak için İzmir’den gelen bir kadın olarak biliyorduk. Uygunsuz görüntülerini bile gördük” dedi. Savcılığa başvuran genç kadın, eşinin kendisine uygunsuz görüntüleriyle şantaj yaparak para istediğini öne sürdü.
Davayı sonuçlandıran mahkeme, N.A.’ü, şantaj suçundan 10, tehdit suçundan 6, hakaret suçundan ise 3 ay 3 gün olmak üzere toplam 19 ay 3 gün hapis cezasına çarptırdı. Sanığın aynı suçu farklı zamanlarda işlemeye devam etmesini, bununla ilgili hakkında birden fazla dava açılmış olmasını gerekçe gösteren mahkeme, cezayı ertelemedi. Boşanma davası sürerken B. A. eşinin, içinde kıl ve mermi bulunan bir zarf göndererek kendisini tehdit ettiğini öne sürmüş, Adli Tıp tarafından yapılan incelemede kılların N. A.’e ait olduğu tespit edilmişti. A., bu olay nedeniyle de 19 ay hapis cezası almıştı. Mahkeme bu cezayı da paraya çevirmemiş ve ertelememişti. N. A. ayrıca mahkemenin kararına rağmen aylık bin liradan toplam 22 bin lira nafakayı ödemediği için de 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.
Bu ne zayıflık
Magazin dünyasının en gözde isimlerinden biri olan Paris Hilton’un kardeşi Nicky Hilton’da magazincilerin gözdesi oldu. Nicky’nin magazincilerin dikkatini çekmesindeki sebep ise gün geçtikçe zayıflıyor olması. Eskiden ablasından daha iri olan Nicky hızlı zayıflayışı ailesini tedirgin ediyor.
Beren Saat HOOLYWOOD’a gitmeye hazırlanıyor
Filmin İranlı oyuncusu Behrouz Vossoughi, Saat’i bir yönetmen arkadaşıyla tanıştırmak için Los Angeles’a davet etti.
Cadde’nin haberine göre; Saat’in yaz aylarında bu kente gitmesi bekleniyor.
LoVe,HAZIR,MESAJLAR
HEN IM ALONE,LYING IN MY BED ALL SORTS OF THINGS COME INTO MY HEAD LIKE WHY DO I LOVE U AS MUCH AS I DO THE I REALISE ITS BECAUSE YOU ARE YOU!
I LOVE YOU MORE TODAY THAN I DID YESTERDAY, BUT NOT AS MUCH AS I WILL TOMOROW…
IN MY DREAMS I DREAM OF YOU OF ALL THE THINGS THAT WE COULD DO, AN IN MY HEART I YEARN FOR MORE OF THE SWEETEST PERSON WHO I ADORE, BUT MOST OF ALL THE THINGS I MISS IS GIVING U A GOODNITE KISS
YOU CAN FALL FROM A MOUNTAIN, U CAN FALL FROM A TREE, BUT THE BEST WAY TO FALL, IS IN LOVE WID ME.
LOVE IS LIKE THE WIND, YOU CAN’T SEE IT, BUT YOU CAN FEEL IT.
TO THE WORLD YOU ARE ONE PERSON BUT TO ME U ARE THE WORLD!
BABY I LOVE YOU, AND EVERYTHING YOU DO…IF ANYTHING EVER HAPPENED, ILL ALWAYS BE THERE TO COMFORT U THRU!
THIS ROSE WILL NEVER FADE AND DIE.IT WILL LAST 4EVER JUST LIKE MY LOVE FOR U!
I WISH I WOZ A TEDDY BEAR WHICH LAY UPON UR BED SO EVRYTIME U CUDDLED IT U CUDDLED ME INSTEAD…
IF I GOT A POUND FOR EVERY TIME I LOOKED AT U I WOULD BE A BILLIONAIRE BY NOW.
I’V GOT YOUR BACK AND YOU’VE GOT MINE, ILL HELP YOU OUT ANYTIME, TO SEE YOU HURT TO SEE YOU CRY, MAKES ME WEEP N WONNA DIE, ILL BE RIGHT HERE TILL THE END CUZ UR MY LOVE N MY BESTFRIEND.
IF I COULD RE-ARRANGE THE ALPHABET:ID PUT U AND I TOGETHER!!
I LOVE YOU, YOU LOVE ME, IN MY HEART YOU’LL ALWAYZ BE, HERE OR THERE, NEAR OR FAR MY LOVE WILL BE WHEREVER YOU ARE!
LYING AWAKE ALONE IN BED I THINK OF U AND HUG MY PILLOW INSTEAD. I MISS U WID ALL MY HEART AND SOUL 4EVER.
EVERYONE SAYS YOU ONLY EVER FALL IN LOVE ONCE BUT THATS NOT TRUE CUZ EVERY TIME I HEAR YOUR VOICE I FALL IN LOVE ALL OVER AGAIN.
THERE IS A PLACE WITHIN MY HEART THAT ONLY YOU CAN FILL. YOU HAD MY LOVE RIGHT FROM THE START AND I KNOW YOU ALWAYS WILL!
ILOVE YOU, I LOVE YOU, I LOVE YOU ALMIGHTY, I WISH UR PYJAMAS WERE NEXT TO MY NIGHTY! DONT BE MISTAKEN, DONT BE MISLED, I MENT ON THE CLTHES LINE, NOT IN THE BED!!
IF I CUD BE ANYTHING I WUD B UR TEARS!SO THAT I CUD B BORN IN UR EYES,LIVE DOWN UR CHEEKS AND DIE ON UR LIPS!
IF I PLANTED A FLOWER FOR EVERY TIME I THOUGHT OF U MY GARDEN WOULD BLOOM 4EVA!
YOU CAN CLOSE YOUR EYES TO THINGS YOU DONT WANT TO SEE, BUT YOU CAN’T CLOSE YOUR HEART TO THINGS YOU DONT WANT TO FEEL.
ON A SILENT NITE WHEN FRIENDS R FEW, I CLOSE MY EYES N THINK OF U, A SILENT NITE, A SILENT TEAR, A SILENT WISH U WERE HERE!
4GIVE MY EYES 4 ADMIRING U. U STOLE MY HEART THE MOMENT I SAW U CALL ME CRAZY, CALL ME INSANE EACH TIME MY HEART BEATS IT MENTIONS UR NAME.
IF A KISS WAS A RAIN DROP,ID SEND U SHOWERS.IF A HUG WAS A SECOND,ID SEND U HOURS.IF A SMILE WAS WATER,ID SEND U THE SEA.IF LOVE WAS A PERSON,ID SEMD U ME!
SOMEONE,SUMWHERE DREAMS OF YOUR SMILE, WHEN THINKIN OF YOU, KNOWS LIFE IS WORTH WHILE, SO WHEN YOUR LONELY, REMEMBER ITS TRUE, THAT SOMEONE SUMWHERE IS THINKING OF YOU!
A GIRL AND A GUY CAN BE JUST FRIENDS, BUT AT ONE POINT OR ANOTHER THEY WILL FALL FOR EACH OTHER..MAYBE TEMPORARILY, MAYBE AT THE WRONG TIME, MAYBE TOO LATE, OR MAYBE FOREVER…
GOD IS SO WISE THAT HE NEVER CREATED FRIENDS WITH PRICETAGS,BECAUSE IF HE HAD ,I COULD NEVER HAVE AFFORDED A PRECIOUS ANGEL LIKE YOU!
ROSES ARE RED, VIOLETS ARE BLUE, THERES A SPACE IN MY HEART ESPECIALLY FOR YOU.
ARE YOU A MUM? I AM NOT A DAD! MAYBE YOU COULD HELP ME WITH THAT!
ANOTHER MONTH, ANOTHER YR, ANOTHER SMILE, ANOTHER TEAR ANOTHER WINTER A SUMMER 2……. BUT THERE WILL NEVA B ANOTHER U
IA ASKED GOD FOR A FLOWER, HE SENT ME A TREE. I ASKED GOD FOR A TREE, HE SENT ME A FOREST. I AKSED GOD FOR A GORGEOUS GUY, HE SENT ME YOUR NUMBER
UR LEGS MUSTB REALLY TIRED COZ U AVE BEEN RUNNIN THROUGH MY MIND ALL DAY
FRIENDS R ANGELS THAT COME FROM ABOVE, THEY’R SENT OUR WAY AS GIFTS OF LUV, SO IF UR DOWN & CANT FINK WOT 2 DO, ALWAYS REMEMBER I’LL B THERE 4 U!
A B C D E F G H I J K L M N O P Q R S T V W X Y Z ‘OOPZ IMISS U’
IF MY HEART WAS THE SIZE OF THE UNIVERSE, IT STILL WOULD NOT BE BIG ENOUGH TO HOLD THE LOVE I HAVE FOR U!
I WROTE UR NAME IN THE SAND BUT IT GOT WASHED AWAY,I WROTE UR NAME IN DA SKY BUT IT GOT BLOWN AWAY, I WROTE UR NAME IN MY HEART WHERE IT WILL STAY
I CNT TXT U ROSES,NOR FAX U MY HEART, ID EMAIL U KISSES BUT WED STILL B APART,I LUV U 2BITS JUST WISH U CULD C,I CARE 4 U SO MUCH U MEAN DA WORLD 2 ME
IT’S TRUE LUV THAT BONDS PEOPLE TOGETHER, MY LUV FOR U WILL LAST FOREVER, I’M NOT ASKIN FOR A DATE DINNER OR DINE, ALL IM ASKIN IS FOR U 2 B MINE !!
A SILENT LOOK, A CRYSTAL TEAR, A SIMPLE WISH THAT U WERE HERE, IN MY ARMS WHERE U BELONG, IF ONLY I COULD HOLD U ALL NIGHT LONG !
Y DO WE CLOSE OUR EYES WEN WE SLEEP? WEN WE DREAM? WEN WE KISS? ITS BECOZ DA MOST SPECIAL THINGS IN LIFE R UNSEEN…WEN I CLOSE MY EYES I SEE YOU.
SMILE IF U ARNT WEARIN ANY UNDERWEAR….DINT THINK U WERE!
GOD IN HEAVEN, GOD ABOVE, PLEASE PROTECT THE FRIEND I LOVE. SENT WITH A SMILE,SEALED WITH A KISS, I LOVE MY FRIEND WHO’S READING THIS.
IVE SEEN ANGELS IN THE SKY,IVE SEEN SNOW FALL IN JULY.I HAVE SEEN THINGS U ONLY IMAGINE 2 C OR DO BUT STILL SAW NOTHIN SWEETER THAN U
DO YOU BELIEVE IN LOVE AT FIRST SIGHT OR DO I HAVE TO WALK BY AGAIN ?
U R AN ANGEL SENT FROM ABOVE, SENT BY GOD 4 ME TO LOVE. SO WHEN UR LONELY, SAD AND BLUE REMEMBER I AM THERE 4 YOU!
Tarkan’ın yeni şarkısı: Her şeye rağmen
Sezen Aksu şarkısı Her şeye rağmen’i Tarkan seslendirdi
Megastar Tarkan ‘Her Şeye Rağmen’ şarkısını kendi çektiği videoyla tanıttı.
Megastar Tarkan “Her Şeye Rağmen” şarkısını kendi sitesinden tanıttı.. Kendi çektiği video tarkan.com sayfasından yayınlandı. Videoda Megastar şarkının tanıtımını şu sözlerle yapıyor;
SEZEN AKSU ŞARKISI
“Merhabalar, çok yakında dinleyiciyle buluşacak olan Enbe Orkestrası’nın yeni albümünde benim de seslendirdiğim bir şarkı var. Sözü, müziği sevgili Sezen Aksu’ya ait, ‘Her Şeye Rağmen
Seda Sayan sevgilisi Atilla Altay’a dövmeli mesaj verdi

Seda Sayan sevgilisi Atilla Altay’a dövmeli mesaj verdi
Kadırgalı Seda Sayan sevgilisi Atilla Altay’ı ‘Atilla The End’ dövmesiyle ödüllendirdi.
Seda Sayan ile sevgilisi Atilla Altay’dan dövmeli mesaj! Bileğine ‘Atilla The End’ yani ‘Atilla son’ diye yazdıran Sayan’la aynı dövmeyi yaptıran sevgilisini babakus.com isimli internet sitesi görüntüledi. Daha önce altı kez evlenen Sayan’ın Las Vegas’ta Altay’la nikah masasına oturduğu iddia edilmiş ancak ünlü şarkıcı basın sözcüsü aracılığıyla bu yalanlamıştı.
Nagehan Alçı ve Fatih Altaylı polemiği tam gaz sürüyor

Nagehan Alçı ve Fatih Altaylı polemiği tam gaz sürüyor
Nagehan Alçı Fatih Altaylı’ya sert sözlerle yüklendi: Başörtülülere fahişe dedin..
Akşam yazarı Nagehan Alçı ve Habertürk genel yayın yönetmeni Fatih Altaylı arasındaki polemik sürüyor. Nagehan Alçı önceki yazısında sorular yönelttiği Fatih Altaylı’nın bu soruları küfrederek yanıtlamayı tercih ettiğini belirterek polemiği yeni sorularla ateşledi..
VİCDANDAN ZERRE NASİBİNİ ALMAMIŞ
Geçen yazımda Fatih Altaylı’ya birtakım sorular sormuştum, biliyorsunuz. O yazıda Altaylı’nın ‘vicdanlı ve adaletli’ bir tavır takınacağına inandığımı da belirtmiştim… Yanılmışım! Altaylı, vicdan ve adaletten bir zerre nasibini almamış bir dille korkunç bir cevap verdi!
KÜFÜR EDEREK CEVAP VERDİ
Cevapta ‘şerefsizler’den girdi, ‘yavşaklar’dan çıktı. Benim sakin bir tonda sorduğum soruları küfrederek yanıtlamayı tercih etti. Son derece vandal ve barbar bir dil kullandı.
SUÇLULUK PSİKOLOJİSİ
Üstüne üstlük o yazıyı ben tekil bir şahsiyet olarak yazdığım halde çoğul bir yanıt aldım. ‘Bir kadını tek başına muhatap almam’ dercesine… Ne tuhaf bir ülke şu Türkiye! En büyük gazetelerden birinin yöneticisi ile en ataerkil köyün ağababasının kadına bakışı aynı! Onu insan yerine koymayan, arkasında muhakkak ‘erkek’ arayan bir bakış… Valla ben cevap yerine gelen küfürleri ve muhataplık karmaşasını tek bir şeye bağlayabiliyorum: Altaylı’nın suçluluk psikolojisine!
ALTAYLI YALAN SÖYLÜYOR
Gelelim, yazıdaki savunmasına… Ahmet Kaya’nın söylediği sözle ilgili Altaylı okurlara ya yalan söylüyor ya da olayları yanlış hatırlıyor. Defalarca yazıldı, çizildi. Sizler de artık sıkıldınız belki ama belli ki Altaylı için doğruları tekrar etmek şart: Kaya ‘Arabamı şerefsizlerin memleketinde bıraktım’ diye bir söz asla söylemedi. Dediği şuydu: ‘Üç beş şerefsiz yüzünden arabamı memlekette bıraktım’.
YALAN HABERİ DOĞRUYMUŞ GİBİ SUNABİLİYOR
Bu söz Hürriyet gazetesi tarafından maksatlı olarak çarpıtıldı ve o utanç verici ‘Vay Şerefsiz’ manşeti atıldı. O manşeti atan Ertuğrul Özkök, haberin çarpıtılarak verildiğini itiraf etti ve özür diledi. Altaylı ise kendini aklamak için bu yalan haberi hala doğruymuş gibi okura sunabiliyor! Pes doğrusu!
ZERRE VİCDANI SIZLAMIYOR
Belli ki o uydurma haber üzerine yazdığı 20 Temmuz 1999 tarihli ‘Ahmet Kaya yalancı haysiyetsizin biridir, parayı veren Ahmet’i alır’ satırlarından bir zerre vicdanı sızlamıyor. 16 Şubat 1999′da Kaya’nın ‘Kürtçe şarkı söyleyeceğim’ dediği için linç edildiği günden sonra da ‘Ahmet Kaya kültürsüz, ne dediğini bilmez, solcu olamayacak kadar cahil, sıradan, basit bir adamdır. Ahmet Kaya’ya desen ki,’Yahu Ahmet PKK ne demek?’ Aval aval bakar. Sorsan ‘İdeoloji nedir?’ diye ‘Yenir mi?’ yanıtını verir’ satırlarını yazarak linç korosuna katıldığı için de herhangi bir pişmanlık duymuyor…
Sadece Ahmet Kaya değil maalesef. Yıldıray Oğur ve Ahmet Kekeç’in yazdığı gibi daha çok vukuatı var Altaylı’nın! Bir kez de ben sayayım mı?
BAŞÖRTÜLÜLERE FAHİŞE DEDİN
1998′de haklarını aramak için protesto gösterisi yapan başörtülü kadınlara ‘fahişeler’ demesi. 18 Mart 2002′de Eren Keskin için ‘Bu kadını ilk gördüğüm yerde cinsel tacizde bulunmazsam namerdim’ sözü.
ORDU BACAK ARANIZI KORUYOR DA DEDİN
Genelkurmay’ın bazı uygulamalarını eleştiren Gülay Göktürk’e yönelik ‘Hanımefendi o ordu sizin bacak aranızı da koruyor’ cümlesi…
GAZETESİNDE ÇALIŞAN KADINDAN DA MI UTANMIYOR
Bütün bunların da hala arkasında duruyor mu? Hakları çiğnenen başörtülü kadınlardan, Eren Keskin’den, Gülay Göktürk’ten de mi özür dilemeyecek? Bu sözlerinden dolayı da mı vicdanı sızlamıyor? Her şey bir yana kendi gazetesinde çalışan o kadar kadın gazeteciden de mi utanmıyor? Bu kadar kadın düşmanı bir dili hangi hakla kullanabiliyor?
HİÇ PİŞMAN DEĞİLİM DİYORSA..
Tavsiyem, bu sorular üzerine yine küfretmeye başlamadan, sakince bir vicdan muhasebesi yapması. Hala ‘Hiç pişman değilim’ diyorsa… Onu Allah affetsin!
En Zengin 100 Türk listesinde kimler var

En Zengin 100 Türk listesinde kimler var
Ekonomist’in gerçekleştirdiği araştırma, Türkiye’nin en zenginlerinin servetlerini katladığını ortaya koydu.
Ekonomist dergisinin 2004 yılından itibaren her yıl gerçekleştirdiği ‘En Zengin 100 Türk’ araştırması sonuçlandı. Türkiye’nin en zenginlerinin servetlerini katladığını ortaya koyan araştırmada, zirveyi 10 milyar dolar üstü servete sahip olan Koç Ailesi bırakmadı.
Ferit Şahenk 2. sırada
Koç Ailesi’nin ardından Doğuş Grubu’nun sahibi Ferit Şahenk 10 milyar dolar üstü servetiyle 2’nci sırada yer aldı. Ferit Şahenk’i 7-8 milyar dolarlık servetiyle Ülker Ailesi izledi. 2008 ve 2009 yılında global krizin etkileri nedeniyle servetlerinde erime olan zenginlerin, Türkiye’nin büyüme verilerine paralel olarak krizden güçlü çıktıkları görüldü.
En zengin 100 Türk’ün servetlerinin toplamı ise, 176.4 milyar dolar ile 227 milyar dolar aralığına oturdu.
Artışta İMKB etkisi görüldü
Ekonomist’in servet yönetim uzmanları, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) verileri ve özel bankacılık hizmeti veren yetkililerden aldığı bilgilere dayanarak derlediği rakamlara göre, Türkye’nin en zenginlerinin servetlerini katladıkları borsa verilerinden de görüldü.
İMKB’deki varlık değerlerinde ciddi artışlar yaşanması, bu varlık değerlerinden şirket sahiplerinin de hisseleri oranında yararlanmasını sağladı. Özellikle çatısı altında banka olan ailelerinin servetlerinde yüzde 50’nin üzerinde artış olduğu dikkat çekti.
Garanti Bankası’nın ortağı Şahenk Ailesi, Akbank’ın ortağı Sabancı ailesi, Yapı Kredi’nin ortağı Koç Ailesi, TEB’in ortağı Çolakoğlu Ailesi, Tekstilbank’ın sahibi Turgut Yılmaz bu anlamda öne çıktı.
Sabancılar’da bir ilk
Listenin ilk 3’ünde yer alan Koç Ailesi, Ferit Şahenk ve Ülker Ailesi’nin ardından 6-7 milyar dolarlık servetle Mehmet Emin Karamehmet ve Şarık Tarık geliyor. 5-6 milyar dolar servete sahip zenginler arasında ise sırasıyla, Doğan Ailesi, Şevket Sabancı, Erol Sabancı, Türkan Sabancı, Ömer Sabancı ve Ailelesi ile Eczacıbaşı Ailesi ve Yazıcı Ailesi yer alıyor. Bu yılın dikkat çeken değişimlerinden biri de Sabancı Grubu’nda oldu.
2004 yılında Sakıp Sabancı’nın vefatıyla birlikte başlayan ayrılık rüzgarları sonrasında 2010 yılında her kardeşi ayrı değerlendirmeye alındı. Tüm kardeşlerin toplam servetleri toplandığında 20 milyar doların üzerinde bir rakam ortaya çıkarken, ayrılık sonrası kardeşler 5-6 milyar aralığında yer aldı.
Listeye yeni giriş yapanlar
Koza Altın’ı halka açan İpek Ailesi listeye 31’inci sıradan 1.5-2 milyar dolarlık servetiyle girerken, Aksa Enerji’yi halka açan Kazancı Ailesi de yine1.5-2 milyar dolarlık servetleriyle 32’nci sırada yer aldı. Gürel Ailesi, İsmail Tarman, Muharrem Yılmaz ve Rona Yırcalı da bu yıl listeye yeni giriş yapan diğer isimler oldu.
İş güvenliği ve zaman tasarrufu için özel uçak
En zengin listesinde yer alan birçok isim iş güvenliği ve zaman tasarrufu için özel uçak almayı tercih ediyor. Mustafa Koç’tan Hüsnü Özyeğin’e Hamdi Akın’dan Boydak ailesine kadar pek çok kişinin özel uçağı bulunuyor. Özel uçak sahibi olmak sadece uçak alım maliyetiyle bitmiyor. Bir jetin personelden yakıta kadar tüm masraflarının aylık maliyetinin yaklaşık 200 bin lira olduğu belirtiliyor. Pilot, yedek pilot, teknisyen gibi 10’a yakın kişinin istihdam edilmesi gerekiyor.
Topbaş ve Akın sıçrama yaptı
En Zengin 100 Türk listesinde, Hamdi Akın’ın sahibi olduğu Akfen Holding, hem halka arzıyla hem de TAV iştirakinin değerlenmesiyle 2010’da dikkat çeken aileler arasında yer aldı. Hamdi Akın 63’ten 41’e yükselirken, BİM’in ana ortaklarından Topbaş Ailesi, 1-1.5 milyar dolarlık servetle 83’ten 51’e tırmandı. İnşaat firması sahiplerinin üst sıralara doğru hareket ettiği görülen listede öne çıkan isim ise Ali Ağaoğlu oldu. 2-3 milyar dolar servetiyle 44’üncü sıradan 29’uncu sıraya kadar yükselen Ağaoğlu’nun yanında 77’nci sıradan 53’e çıkan Erdoğan Demirören de dikkat çekti.
Harcamalar değişti
Varlıklı kişiler, önceki yıllarda harcamalarının çoğunu moda ve mücevhere yaparken, 2009 sonrasında en çok para harcanan kalem olarak seyahat, sağlık, spa ve gurme lezzetler öne çıktı. Farklı deneyimler edinmek, ilginç yemekler yemek ve tam donanımlı güzellik merkezlerine gitmek önemli bir hal aldı. Sağlık merkezlerine arınma amaçlı yapılan seyahatler de görülmeye başlandı.
Gelirleri ortalamanın 25 katı
Ekonomist Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerini derleyerek en zenginlerin profiline ilişkin şu bilgileri derledi: En zenginler hem nüfusun hem de toplam hane sayısının yaklaşık on binde 1’lik bölümünü oluşturuyor. Buna göre bu yıl için en zengin hanelerin sayısının 2 bin 200 olduğu, bu hanelerde yaşayan fert sayısının ise 8 bin 800 olduğu tahmin ediliyor.
En zengin hanelerin her birine 1.5 milyon liralık gelir
Türkiye’de gelir piramitinin en tepesinde yer alan aileler toplam gelirin yüzde 0.3 dolayında bir kısmını alıyor. En zengin hanelerin her birine 1.5 milyon liralık gelir düşüyor.
Bu rakamları dolar cinsinden ifade edildiğinde en zenginlerin 2010 yılındaki toplam gelirleri 2.2 milyar dolar civarında olduğu görülüyor.
Türkiye genelinde bu yıl kişi başına düşen gelirin 10 bin 40 dolar, hane başına düşen gelirin ise 40 bin 110 dolar olması bekleniyor. Buna göre en zenginlerin yıllık geliri Türkiye ortalamasının 25 katını buluyor.
Şahan Gökbakar komşularını bıktırdı.

Şahan Gökbakar komşularını bıktırdı.
Şahan Gökbakar, köşkünün garajı olmasına rağmen araçlarını köşkünün önüne sıra sıra diziyor.
Oyuncu Şahan Gökbakar, ‘Recep İvedik’ filmleriyle kısa sürede büyük bir servetin sahibi oldu. Gösteriş tutkunu olan Gökbakar’ın Rumelihisarı’ndaki evinin önünde adeta servet yatıyor. Oyuncu, Audi cip, Mini Cooper S, Porsche Cayman S ve Porsche 911 Carrerası’yla mahallede adeta gövde gösterisi yapıyor.
GARAJINA KOYMUYOR
Lüks araçlarını evinin önüne dizen Gökbakar’ın bu tutumu çevredekileri rahatsız etti. Komşuları “Bu kadar görgüsüzlük olmaz. Biz arabamazı park edecek yer bulamıyoruz. Bir de öyle bir çekiyor ki yoldan başka araç geçemiyor” diyerek isyan etti. İmza toplayan mahalleli şikayet dilekçesini muhtara iletti.
KENDiSiNi ROLÜNE KAPTIRDI
Daha önce park yüzünden komşularıyla tartışan Şahan Gökbakar, yine bildiğini okuyor. Oyuncu, şikayetleri umursamıyor.
TV’deki dizileri izleyen kişi sayısı analizi

TV’deki dizileri izleyen kişi sayısı analizi
Milyonları ekranlara kilitleyen dizileri tam olarak kaç kişi izliyor…
Dev bütçeli ve Türkiye’yi ekranlara kilitleyen dizilerin rating rakamları biliniyor ancak kaç kişinin dizileri izlediği ve hangi diziyi kaç kişinin izlediği bilinmiyordu. Gazete Habertürk yazarı Memet Güler yazdı…Bundan sonra her hafta televizyon dizilerinin seyirci sayısını da öğreneceksiniz!
İşte 14-20 Kasım haftası dizilerin rating karnesi
Geçen pazartesi günü, haftalık reyting çizelgesiyle birlikte dizilerin seyirci sayılarını da ortaya koyan bir yazı yazmıştım. Dizilerin hayatımızın üzerindeki etkisini, müthiş seyirci kitlesini rakamsal verilerle gözlerinizin önüne sermekti amacım.
Bu hesabı, 50 milyonluk toplam seyirci pastası üzerinden, izlenme paylarına göre yapmıştım. Gördüm ki, reytingler kadar bir diziyi kaç kişinin izlediğini de merak ediyorsunuz. Bu talebi dile getiren telefonlar açıyor, e-mail’ler, mektuplar gönderiyorsunuz.
1 RATİNG 500 BİN KİŞİ
İşte bu yüzden, bu pazartesinden itibaren reyting karnesine, dizilerin yayınlandığı son bölümlerinin kaç kişi tarafından izlendiğini de yazacağım. Tekrar hatırlatayım, bir reyting üç aşağı beş yukarı 500 bin kişiye denk gelmektedir.
BAYRAMDA ÖNEMLİ DİZİLER PUSUYA YATTI
Dizilerin seyirci sayısı da işte bu veriye göre hesap edilmektedir. Tabii bayram nedeniyle kanallar dizi yerine daha çok filmlere, eğlenceliklere odaklandı. Ekranda dizilerin ya tekrar bölümleri ya da kolajları vardı. Özellikle de atv ve Kanal D, ellerindeki hiçbir önemli silahı sahaya çıkarmadı.
Elbette anlıyorum nedenini. Hem büyük maliyetli dizilerden bir haftalığına bile olsa tasarruf etmek istiyorlar. Hem de tatildi, bayram ziyaretiydi derken seyircilerine bölüm kaçırtmak, onları dizilerinden kopartmak, uzaklaştırmak istemiyorlar.
İZLEYİCİ RAKAMLARI DA SIRALANACAK
Sonuçta bu durum bizim dizilerin reyting karnesi listemizi bayram haftasında neredeyse yarı yarıya azalttı. Ama önümüzdeki pazartesi gününe kadar bütün ağır toplar yine ekranda olacaklar.
Ve bundan sonra Bizim Ekran’da, reytinglerinin yanı sıra, seyirci sayılarıyla yer alıp sıralanacaklar.

Hülya Avşar Mahkûm Fatma oldu cezeevinde leğende çamaşır yıkadı

Hülya Avşar Mahkûm Fatma oldu cezeevinde leğende çamaşır yıkadı
Hülya Avşar ’72. Koğuş’ filminde rolü gereği bol bol çamaşır yıkıyor.
Avşar, ‘72. Koğuş’ta ‘Mahkûm Fatma’ karakteri ile hem kendisinin hemde izleyicinin ‘Oyuncu Hülya’ açlığını gidermeye hazırlanıyor.
Orhan Kemal’in 1940’da yattığı Bursa Cezaevi’ndeki izlenimlerini ‘Ahmet Kaptan’ tiplemesi üzerinden yazdığı ‘72. Koğuş’ daha önce birçok tiyatroda sahnelendi. 1987’de Erdoğan Tokatlı’nın yönetiminde Kadir İnanır, Halil Ergun ve Tülay Arda’nın başrolleriyle sinema filmi olarak çekildi. Kerem Alışık, ‘72. Koğuş’u Sadri Alışık Tiyatrosu’nda geçtiğimiz sezon yeniden sahnelemişti.
ZENGİN KADRO
‘72. Koğuş’, aynı zamanda 23 yıl sonra bir kez daha sinemaya uyarlanıyor. Kerem Alışık ile Yavuz Bingöl’ün kurduğu film şirketi SASİN Film’in ilk projesi de ‘72. Koğuş’ oldu. Ayfer Tunç’un senaryosunu yazdığı, Murat Saraçoğlu’nun yönettiği film, gösterime 4 Mart’ta girecek. Filmin başrollerini ise Hülya Avşar, Songül Öden, Ayça Damgacı, Devrim Saltoğlu, Bülent Şakrak ve Nursel Köse paylaşıyor. 50. FİLMİ Hülya Avşar, başında yazması, sırtında fistanıyla ‘72. Koğuş’ta leğende bol bol çamaşır yıkıyor. Avşar’ın kariyerinin 50. sinema filmi olma özelliğine sahip olan ‘72. Koğuş’taki ‘Mahkûm Fatma’ rolü ile deyim yerindeyse yine ‘döktürüyor’. Avşar, böylelikle ana mesleğinin sinema oyunculuğu olduğunu gözler önüne seriyor. Bir yandan da film festivallerine göz kırpıyor. Dört yıldır sinema filmi çekmemiş olmanın açlığı da hesaba katılacak olunursa ‘72. Koğuş’ta Hülya Avşar’ı izlemek tam bir keyif haline gelecek.
BİÇİLMİŞ KAFTAN
Kerem Alışık ile Yavuz Bingöl, projenin ilk çıkışından itibaren ‘Mahkûm Fatma’ rolü için sadece Hülya Avşar’ı düşündüler. Öyle ki ‘Mahkûm Fatma’ rolü için biçilmiş kaftanın Avşar olduğu konusunda hem fikir olan Alışık ile Bingöl, bu rol için bir B planı bile yapma gereği duymadılar. ‘Mahkûm Fatma’yı en iyi şekilde Avşar’ın canlandıracağından öyle emindiler ki bir başka oyuncu düşünmediler.
‘HAYIR’ DİYEMEDİ
2006’da rol aldığı ‘Bir İhtimal Daha Var’dan sonra birçok film teklifine ‘hayır’ diyen Hülya Avşar, ‘Mahkûm Fatma’ teklifine kayıtsız kalmadı. Tahliye olduktan sonra elinde birikmiş parası bulunsun diye erkek mahkûmların çamaşırlarını yıkayan ‘Fatma’ karakteri için Avşar, tüm oyunculuk hünerlerini sergiliyor. Kerem Alışık’ ‘Berbat’’, Yavuz Bingöl’ ise ‘Ahmet Kaptan’ karakteriyle Avşar’dan aşağı kalmıyorlar. ‘Mahkûm Fatma’, ‘Ahmet Kaptan’ ve ‘Berbat’ karakterilerinin çevresinde gelişen olayları hikâye edinen ‘72. Koğuş’, izleyici derinden etkileyecek sahneler ve diyaloglarla bezeli.
UZUN SÜRE HAZIRLANDI
Peki Hülya Avşar, ‘72. Koğuş’ ve canlandırdığı ‘Mahkûm Fatma’ için ne düşünüyor? Avşar, öncelikle ünlü romanların televizyon dizileri haline getirilmesinin revaçta olduğu bir dönemde ‘72. Koğuş’u beyazperdeye taşıma cesareti gösterdikleri için Kerem Alışık ile Yavuz Bingöl’ü kutluyor. Filmin daha birçok ünlü romana sinemanın yolunu açacağını düşünüyor. Hülya Avşar, bir roman kahramanını sinemada canlandıracak olmaktan dolayı oldukça mutlu olduğunu söylerken ‘Mahkûm Fatma’ rolünü canlandırmak için kameranın önüne geçmeden önce oldukça yoğun bir ön çalışma yapmış. Sanatçı, yaptığı bu ön çalışmada 1940’lı yılların şartlarını göz önünde bulundurarak o dönemde yaşayan bir kadının, özellikle hapishanede mahkûm olan bir kadının duygularındaki inişlerin ve çıkışların ne ölçüde olabileceği üzerine oldukça kafa yormuş. Öyle ki bakışlarından, vücut hareketlerine kadar mahkum bir kadının ruhunu yansıtabilmesi birçok ayrıntının kendisinde ne şekilde oluşması gerektiği konusunu sete girmeden önce kafasında oluşturmuş. Hülya Avşar, bu konuda “Fatma’nın ruhunu elime geçirmek için ne gerekiyorsa yaptım” diyor.
Tatlıses espri yaptı izleyici salonu terk etti

Tatlıses espri yaptı izleyici salonu terk etti
İbrahim Tatlıses sahneye çıkardığı 10-12 yaşındaki kıza “Vay küçük o…” deyince ailesi tepki gösterdi
Bayramın son günü Dalaman Hilton’da yaklaşık 800 kişiye konser veren İbrahim Tatlıses, küçük bir hayranı için mikrofondan “Vay küçük o…..” deyince Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın da bulunduğu salonda büyük gerginlik yaşandı. Küçük kız gözyaşlarına boğulurken, İbrahim Tatlıses özür dilediğini bildirdi.
Türkücü İbrahimTatlıses, bayramın son günü sahneye çıktığıMuğla’nın Dalaman İlçesi’ndeki Hilton Oteli’nde büyük bir gafa imza attı. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın da izleyiciler arasında bulunduğu konserde ünlü şarkıcı, piste 10-12 yaşlarında bir kız çocuğunu çıkardı. Küçük hayranıyla bir süre sohbet eden ve istediği parçayı seslendiren İbrahimTatlıses, küçük kız pistten inerken “Bu beni çok seviyor, 2 yaşından beri beni takip ediyor. Bodrum’a geldi, Antalya’ya geldi” dedi. Küçük kız, uzaktan Tatlıses’e bağırarak “Antalya’ya gelmedim” diye seslendi. Bu sözler üzerine Tatlıses,mikrofondan küçük kıza “Vay küçük o…..” dedi. İbrahimTatlıses’in bu sözleri karşısında hemküçük kız, hemailesi, hemde salonda bulunan izleyiciler büyük şok yaşadı.
SEYİRCİDEN TEPKİ
Ailesi oturdukları yerden Tatlıses’e tepki gösterirken küçük kız gözyaşlarına boğuldu. Programı izleyen yaklaşık 800 kişiden bir bölümü salonu terk ederken, bir kısımizleyici de “Kızdan özür dile” diyerek İbrahim Tatlıses’e çağrıda bulundu. Aileyi araya giren Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ve otel yönetimi zorlukla sakinleştirebildi.
“ELLERİNİ ÖPTÜM BENİ AFFETTİ”
Konserine ara verip kulise giren İbrahim Tatlıses, yeniden sahneye geldiğinde şu açıklamayı yaptı: “Küçük kızımız bana küsmüş, içeride ağlıyordu. ‘Sen bana küfür etmişsin’ dedi. ‘Vallahi billahi küfür etmedim’ dedim. Ellerini öptüm, beni affetti.”
Konser sonuna kadar salondan ayrılmayan küçük kızın ailesi, konser sonrası sinirli şekilde odalarına gitti
Fatmagül’den AKP’li vekile cevap

Beren Saat’ten AKP’li İncekara’ya cevap
‘Fatmagül’ü yazanlar ruh hastası, insanlara sapıklık aşılıyorlar.’ diyen AKP milletvekili Halide İncekara’nın bu sözleri Beren Saat’e soruldu.
Hürriyet Gazetesi yazarlarından Cengiz Semercioğlu’nun sorularını cevaplayan Beren Saat, Fatmagül’ü yazanlar ruh hastası diyen AKP milletvekili İncekara’ya ‘ncekara kalkıp “Fatmagül’ü yazanlar ruh hastası, insanlara sapıklık aşılıyorlar” diyor. Peki Pippa Bacca bu ülkede iki sene önce tecavüze uğrayıp öldürüldüğünde birlikte utanmadık mı? Ben çok utandım. Daha geçenlerde Rosmery adlı bir ıngiliz kadının kızına Fethiye’de tecavüz ettiler ve bir erkek jinekolog, kızın muayenesini yaparken iki kişiyi daha izlesin diye yanına aldı’ sözleriyle cevap verdi.
Beren Saat son dönemin en çok konuşulan ama kimseye konuşmayan ismi… En son Ak Parti Milletvekili Halide ıncekara, “Ruh sağlığı bozuk” dedi onun için… Saat’le, ıncekara’nın bu sözlerinden kendisine laf atan gençlere; yeni filminden Hülya Avşar’a kadar her şeyi konuştuk. Bir oturduk sohbete değil ruh hastası, karşıma dünya tatlısı bir genç kadın çıktı.
BİHTER’DEN KADIN OLMAYA DAİR ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM
Seninle buluşmaya gelirken Cihangir’de Selçuk Yöntem’i gördüm, “Beren’e gidiyorum, en zor soruyu sen sorsana” dedim…
* (Mizojin; Kadın düşmanı, sistematik şekilde kadınlara tavır alan, aşağılayan kimse…)
- Aaaa, ne dedi?
Sor bakalım “Aşk-ı Memnu’da Adnan Bey’le mi daha mutluydu yoksa Fatmagül’de mi mutlu?” dedi…
- (Gülerek) Adnan’ı değil ama Selçuk’u çok özlüyorum. Sette biz onunla çok eğleniyorduk. Tabii ki “Aşk-ı Memnu”nun çalışma koşulları daha rahattı. Daha konforluydu, yalımızda çok mutluyduk. Fatmagül ise öyle değil…
Konfor dışında başka farklılık var mı?
- “Fatmagül’ün Suçu Ne”yi sesli çekiyoruz, “Aşk-ı Memnu” dublajdı. Fatmagül’de sesli çekmekten kaynaklanan zorluklar var, provalara daha fazla vakit ayırıyoruz. Oynamayı daha çok işlediğimiz bir alan var.
Diğerinde de bir günü dublaja ayırıyorsun…
- Ama sesli çekmek daha zor, işi uzatıyor. Kamyon geçiyor, okulun zili çalıyor, ezan okunuyor bunlar hep çekimleri uzatan şeyler. Ama yine de sesli çalışmanın tadı çok farklı, daha doyurucu.
İki rol arasında nasıl farklılık var?
- Bihter’in çok değişken halini özlüyorum. Bihter çok renkliydi, ruh hali çok dönüşüyordu ve bu çok eğlendiriyordu beni. Bihter karakteri benim hayatımda çok önemli. Kadın olmak açısından çok önemli… Ece’yle Melek (senaristler) Bihter üzerinden bana kadın olmaya dair çok şey öğrettiler.
Neler öğrendin Bihter’den?
- Şimdi tek tek onları açmayayım ama senaristlerin diyaloglar dışında Bihter’in ruh haliyle ilgili yazdıkları bana çok şey öğretti.
Fatmagül’le neleri keşfediyorsun peki?
- Muhakkak benim için her rolde keşfedilecek bir şeyler var. Başka bir coğrafyada yaşayan, sen olmayan bir kadınla empati kuruyorsun ve onun alanında gezmeye başlıyorsun. Muhakkak ki yeni keşifler oluyor. Bence işimin en lezzetli yanı bu…
BANA LAF ATANLAR SONRA KIZ ARKADAŞLARINDAN UTANMIŞTIR
Asmalımescit’te sana laf atan gençler hakkında ne düşünüyorsun? Bu da bir nevi şiddet değil mi?
- Ben o gece laf atıldığını duymadım. Kalktığımızda 10 tane kamera etrafımızı sardı, önümü görmüyordum. Yan masada oturan gençler herhalde o kameralardan aldıkları cesaretle böyle çirkin bir şey söylemişler. Herhalde ertesi gün kendilerini televizyonda bu sözü söylerken gördüklerinde kız arkadaşlarından çok utanmışlardır. Kendilerini kötü hissetmişlerdir.
Moralini bozmuyor mu böyle şeyler?..
- O olaydan sonra herkesten iyi tepkiler aldım. Pek çok insan kendimi iyi hissetmem için mesajlar attı. Çağan Irmak’tan, Mor Çatı’dan mailler geldi. Bu ülkede kadın olmak ve bir şeyler yapmak gerçekten insanın çok sorguladığı şeyler. Bir şekilde bunu sorgulatan şeyler de artıyor.
AVŞAR VE BEN OYNAMASAK BU KADAR TARTIŞILMAZDI
Sence bu olay neden bu kadar tartışıldı?
- Dizi üzerinde araştırmalar yapılıyor, inceleme kurulları kuruluyor. Ben bunu şuna bağlıyorum: Bu rolü zamanında Hülya Avşar oynamamış olsaydı, Bihter’in üzerine ben oynamasaydım, dizinin üzerine bu kadar gidilmeyecekti. Çünkü aslında bu hikayenin kuruluş biçimi, bakış açısı değil tartışılan. Oynayan kadın oyuncular yüzünden bu kadar magazinleşti ve bu hale geldi olay.
İşin kolayı belki de bu…
- Ama bence “Kime daha iyi tecavüz edildi?” diye anket yapanlar ya da benim otel odasında fotoğrafımı çekip “Tecavüz için psikolojik destek alıyor” diye yazanlar, kameraları gördüğünde dikkat çekmek için laf atanlar, bu işin köpüğünü yaratıyor. Aslında bu köpüğü yaratanları tartışmak lazım.
İNCEKARA “SAPIKLIK” DİYOR AMA BACCA OLAYINDA HEPİMİZ UTANDIK
Siyasetçiler bile topa girdi… Ak Parti Milletvekili Halide ıncekara ruh sağlığınızın bozuk olduğunu söylüyor…
- İncekara kalkıp “Fatmagül’ü yazanlar ruh hastası, insanlara sapıklık aşılıyorlar” diyor. Peki Pippa Bacca bu ülkede iki sene önce tecavüze uğrayıp öldürüldüğünde birlikte utanmadık mı? Ben çok utandım. Daha geçenlerde Rosmery adlı bir ıngiliz kadının kızına Fethiye’de tecavüz ettiler ve bir erkek jinekolog, kızın muayenesini yaparken iki kişiyi daha izlesin diye yanına aldı.
Bu yaşananları tartışmak yerine insanların diziyi tartışması ikiyüzlülük ve kolaycılık mı sence?
- Kesinlikle öyle… Bu muhafazakarlaşmak meselesinin altında bir bastırma ve sahtekarlık var. Bir sıkıştırma duygusu var. Pippa Bacca’nın annesi buraya gelip, “Evet biliyoruz, o bir kişinin suçu, bunu Türkiye’ye mal etmek istemiyoruz” dediğinde, bu olgun tavır karşısında ben daha çok utanmıştım. Biz iki sene içinde her şeyi unutuyoruz ama bu yaşananları değiştirmiyor.
BU ÜLKEDEKİ ERKEK HUKUKU MESELESİNE İTİRAZIM VAR
Medyada açıkça sansür isteyenler, dizinin kalkmasını isteyenler bile var…
- Evet Fatmagül var, Fatmagül gibi bir sürü kadın var ve bu ülkede evlilik içinde de tecavüze maruz kalan bir sürü kadın var. Ben bu erkek hukuku meselesine itiraz ediyorum. Mesela Münevver Karabulut cinayetinde Celalettin Cerrah’ın “Kızlarına sahip çıksalardı” demesi… Mesela Fethiye’deki olayda tecavüze uğrayan kıza alkol muayenesi yapılması. Bunların hepsi bir erkek hukuku… şimdi kalkmışlar Fatmagül’ün yayından kaldırılmasını istiyorlar.
Dizi tecavüzün promosyonunu yapıyor mu?
- Ekrem Çatay ve Kerem Çatay kadına değer veren erkekler. Onun bir altında senaristlerimiz Ece ve Melek, bu işi kadın olarak yazıyor. Yönetmenimiz kadın, bir sürü ekip başımız kadın. Bizim hepimizin mizojin olduğuna, kadına uygulanan şiddeti legalize edeceğimize, bunu istismar edeceğimize nasıl inanabilirler ki!
Kadın dernekleri arasında da itiraz edenler var ama diziye…
- Evet, işte onlara cevaben söylemek istiyorum bunları. Bu işi muhalif bir yandan anlattığımızı düşünüyorum. Tabii ki bir takım şeyler söylenebilir. O sahne yeterince eleştirel çekilmedi, hikayenin şu kısmı böyle çekilmeliydi, oyuncular şöyle oynamalıydı falan denebilir. Biz de bunları ciddiye alırız ama genel olarak bu işe “tecavüzü legalize ediyor” demek ve gerçekten hepimizin mizojin olduğunu düşünmek bence çok vahim.
BU ÜLKEDE BU YAPILIR MI DİYE KORKMAYACAĞIM
Bihter bambaşka, Fatmagül bambaşka bir kadın ve biri bitti diğeri başladı hemen. Seyircinin iki farklı rolde seni beğeniyle izlemesinin sırrı ne?
- Öncelikle o dünyaların gerçek olarak kurulmasına bağlıyorum. Seyircinin doğrudan görmediği ama toplumsal bilinçaltının hissettiği yanlar var. Mesela tecavüz edecek oyuncuları seçerken onların başka bir yerlerden başka rolleri çağrıştırmayacak insanlar olmasına çok dikkat edildi. Cast ona göre yapıldı, bütün atmosfer ona göre yaratılıp gerçekçi bir dünya kuruldu. Esas illüzyon da burada…
Bihter mi daha çok tartışıldı, Fatmagül mü? Böyle çok tartışılan iki karakteri üst üste oynamak zor değil mi?
- İnsan birazcık başına gelecekleri tahmin edebiliyor ama Bihter’de yaşadıklarımdan daha sert değil Fatmagül’de yaşadıklarım. Beni Bihter zannettikleri dönem daha sert ve zordu benim açımdan, daha yıpratıcıydı. Çok tartışılmasına rağman Fatmagül’de öyle bir şey yaşamıyorum. Ama şişme bebek meselelerini öngörmek mümkün değildi… Gelecek tepkileri öngörsem de hiçbir zaman hiçbir şekilde canımın istediği rolleri oynamaktan imtina etmeyeceğim. Başkalarının ne düşündüğünü çok fazla önemsemiyorum. Bu ülkede bu yapılır mı diye korkmayacağım, geri durmayacağım.
BU KADAR HIZLI ŞÖHRETİ BEN DE BEKLEMİYORDUM
İki sezon “Aşk-ı Memnu”, bu sezon “Fatmagül’ün Suçu Ne”… Son üç sezonun en çok izlenen dizilerinde başrol oynamak nasıl bir duygu?
- Çok güzel, insanın hayatını epey değiştiriyor. Bir şeyi başarma hissi her zaman güzel.
İki dizi arasında hiç ara olmaması oyunculuk açısından zor mudur? Hep ara vermek lazım, oyuncusun yüzü eskir denir ya…
- Bu anlamda ezber bozan bir tavır oldu, ondan dolayı da mutluyum. Hep yüzün eskir, seyirci sıkılır, ondan o olur, bundan bu olmaz gibi oyuncuları bağlayan genel geçer cümleler var televizyona dair. Yoo demek ki olabiliyormuş, demek ki öyle değilmiş… Başka başka roller olunca da demek ki seyircinin heyecanı tazelenebiliyormuş.
Yarışmaya katılırken, dört-beş yıl içinde bu noktaya geleceğini düşünüyor muydun hiç?
- Yok, süre benim tahminimden kısa oldu. Kendime bir şekilde güveniyordum ama çok da cahil cesaretiyle gereksiz bir özgüven değildi tabii ki bu… Bir şekilde bir şeye dair inancınız olur ya, o inanç vardı bende. Biraz da kendimi denemek için girdim aslında…
“Türkiye’nin Yıldızları”na mı?
- Evet… Başka bir hayat yaşıyor ama başka bir hayat istiyordum, acaba olur mu diye düşünüp girdim.
Hangi hayatı yaşıyordun?
- İşletme okuyordum Ankara’da…
Bir yerde çalışıyor muydun?
- Hayır, öğrenciydim Başkent Üniversitesi’nde. Ama o hayatı yaşadığımda mutsuz olacağımı büyüdükçe görmeye başladım. Yarışma benim için deneme noktasıydı.
O yarışmaya girmeseydin oyunculuğu başka bir şekilde zorlar mıydın, yoksa bugün işletmeci Beren Saat mi olurdun?
- Bilmiyorum… Belki daha sonra denerdim… Yoksa biraz daha razı olur muydum kaderime; bilmiyorum ki…
MEDYAYA MESAFELİYİM ÇÜNKÜ CANIM ÇOK YANDI
1,5 milyon dolara ev aldığın söylendi?
- Birileri atıyor ortaya, sonra yedi-sekiz gazete yazıyor bunu. Beni yolda gördüklerinde “Yok öyle bir şey” diyorum. Artık sistem böyle işliyor. Benim adıma bir şeyler iddia ediliyor, haberler çıkıyor, ben “Yok öyle bir şey” diyorum. Bu ev işi de öyle oldu…
Medyaya o kadar mesafeli olmana rağmen…
- Benimkisi o kadar sansasyonel ve hızla değişen bir hayat değil. Sete gidiyorum, eve geliyorum. Bir tane ilişkim var, biliyorlar. Abartılacak, köpürtülecek bir durum yok yani ortada. Buna rağmen çekilen her fotoğrafa anlam yüklemeye çalışıyorlar.
Bu yüzden mi ürkek, çekingen, çabuk kırılacak gibi duruyorsun… Normal hayatında da böyle misin?
- Biraz öyleyim… Önce bir geride durup izleyen, sonra ilişki kurmaya başlayan bir yapım vardır. Çok çekingen değilim aslında. Ama benimle ilgili birileri ahkam kesip yorum yapmaya başlayınca ben iyice uzak durmak istiyorum. Niye benimle ilgili konuşuyorsunuz? ınsanlara ben bu hakkı tanımak istemiyorum. Önlerine koyduğum şey hakkında eleştirebilirler ama insanlara benim hakkında yorum yapma hakkını tanımak istemiyorum.
Profesyonel bir ekiple çalışıp marka yönetimi olarak mı medyaya mesafe koyuyorsun, yoksa içinden böyle mi geliyor?
- Hayır, tamamen güdüsel. Başlarda daha rahattım ama o kadar canım yandı ki bu meseleden, bir biçimde buna dönüştü. şimdi Beren’in kim olduğuna, Beren’in nasıl davrandığına dair yorum yapma hakkını vermek istemiyorum.
SADECE OYNAYARAK HAYATINI KAZANAN İLK OYUNCULARIZ BİZ
Televizyon şöhretinin geldiği gibi gitmesinden korkmuyor musun?
- Sadece oynayarak hayatını kazanan ilk oyuncularız biz ve bu açıdan çok şanslıyız. Nihayet sadece oyunculuktan para kazanan bir kuşak geldi, belki ileride teliflerimizi bile alabileceğiz. Televizyonda uçuculuk, kolay eskimek, unutulmak söz konusu ama zaten bunun farkındayız. Dizi setlerini hiçbir zaman yadsımayacağım. Benim dünya görüşümün değiştiği, oyunculuğu öğrendiğim yer dizi setleri ama yapmak istediği şey sinema… Önü, arkası her neyse, ama sinema yapmak istiyorum.
Arkası derken, yönetmenlik mi hedefin?
- Klasik “Bi gün ben de filmimi çekicem” yanıtını vermeyeceğim ama insan küçük hikayeler yazabilir, kısa filmler çekebilir, kameranın arkasında da çalışabilir.
Yazıyor musun?
- Yazıyorum öyle ufak ufak, bir şeyler toparlamaya çalışıyorum. Çünkü başka roller oynarken, başka kadın bedenlerinde gezerken, başka coğrafyalara giderken, insan enteresan tecrübeler yaşıyor.
TÜRK SİNEMASINDA ÇOK AZ SAYIDA İYİ FİLM ÇIKIYOR
Yeni dönem Türk sinemasını nasıl buluyorsun, izleyebiliyor musun filmleri?..
- Tabii ki izliyorum.
Kimleri beğeniyorsun?
- Şimdi isim vermesem… Çünkü bunların sonunda gereksiz polemikler çıkıyor.
Beğenmediğini değil, beğendiğini söyle…
- Mesela “Çoğunluk”… Aaa ne kadar şahane olmuş diye bayıldığım bir film oldu. Çok sade, çok güzel… Yönetmen Selen Yüce’yi çok beğendim.
Genel olarak Türk sinemasını beğeniyor musun?
- Çok az iyi film çıkarabiliyoruz. Genç yönetmenlerden aslında çok iyi filmler çıkıyor. Bu sayı da artıyor. Ama çekilen onca filme rağmen çok iyi değiliz…
Dizi çekmekte film çekmekten daha mı başarılıyız?
- Yok, öyle bir şey söyleyemeyiz. Ama daha hızlı gelişiyor dizi sektörü. Ben Yeşilçam sisteminin uzantısı olan kısmın aslında dizi setleri olduğunu düşünüyorum. Çünkü o Yeşilçam’da olan “rağmen çalışmak”, fedakarca, inançla çalışmak, bugünkü dizi setlerinde devam ediyor. Bu yüzden daha hızlı gelişiyor. Bu sezon sesli çekilmeye başladı dizilerin büyük kısmı. Oysa iki sene öncesine kadar sesli çekim seyirciyi uzaklaştırır falan denirdi. Bugün öyle olmadığını gördük. Prodüksiyon ve yönetim olarak da öyle; çok iyi dönem dizileri yapılmaya başlandı.
FATMAGÜL’ÜN ŞİŞME BEBEĞİNİ ÜRETMEK İSTEYENLER BİLE VAR
Fatmagül’ün şişme bebeğini üretmek için haklarını satın almaya çalışan firmalar var. Artık ben bunlardan üzüntü duyuyorum. Bütün gece yan yana masalarda oturduğumuz insanlar laf atıyorsa, pazarda Fatmagül donları satılıyorsa, ben bundan ancak üzüntü duyarım.
Hülya Avşar ÖNEMLİ BİR STAR AMA AYNI YOLU İZLEMEYECEĞİM
Diziye başlamadan önce Hülya Avşar’ın oynadığı Fatmagül’ü izledin mi?
- İzledim ama çok fazla kıyaslama yapmaya gerek yok çünkü o film, o günün koşullarıyla çekilmiş, o günün sinemasının bir parçası… O dönemin ürünü. Bugün biz bir televizyon dizisi yapıyoruz ve bugünün koşullarıyla aynı hikayeyi anlatmaya çalışıyoruz. O yüzden aynı teraziye koyulacak yapımlar değil.
Genç kuşağın Hülya Avşar’ı olarak gösterildin. Bundan rahatsızlık duyuyor musun?
- “Bu kız bundan sonra unutulmayacak” meselesini sembolize ediyorsa, bu benzetme tabii ki güzel. Çünkü Hülya Avşar bu ülke için kalıcı bir figür ve önemli bir star. Ama ben çok fazla başka alanlara geçmek istemiyorum.
Dizinin tanıtım fragmanında gördük, sesin de iyiymiş… Başka alana müzik dahil mi, albüm yapar mısın?
- Yok, hiç öyle bir niyetim yok. Bana yetecek kadar bir sesim var ama albüm yapmak gibi bir niyetim yok. Oyunculuk dışında başka alanlara geçmek istemiyorum. O yüzden izleyeceğim yol Hülya Avşar’la aynı olmayacaktır. Ama ismin bilinirliği, markalaşması konusunda Hülya Avşar’ın adı çok önemli ve öyle olmak isterim.
“Beren Saat Show” gibi bir televizyon programı yapmak da istemiyorsun o zaman…
- Çok büyük konuşmanın anlamı yok. Çünkü bu ülkede bir dönem gelmiş, film çekilememiş, herkes sahneye çıkmış hayatını devam ettirmek için. Günün birinde diziler için de aynısı olabilir, bilemiyorum. Yani benden bağımsız koşulları dikkate almayarak bu cevabı vermem gerekirse, televizyon programı yapmak istemiyorum. Ben sadece oynamak istiyorum.
BAHMAN’IN FİLMİ BENİM İÇİN EN ÖNEMLİ ŞEY ŞİMDİ
İki filmde rol aldın ama ikisi de televizyonda yaptığın işler kadar ses getirmedi.
- Umarım bir gün çok ses getirecek ve gişe yapacak bir filmde de oynarım. Oyunculuk gelen tekliflere bağlı kalan bir meslek olduğu için benden bağımsız da gelişiyor tabii bu… şimdi önümde iyi bir proje var; ıranlı yönetmen Bahman Ghobadi’nin filminde oynayacağım.
Teklif getireceği haberleri çıkmıştı, anlaştınız mı?
- Evet. Bunu mesela çok daha fazla ciddiye alıyorum.
Filmin konusu ne, hangi rolü oynayacaksın?
- Hikayeyi o açıklamadan açıklamayayım ama çok güzel bir film olacak gibi duruyor. Benim için Bahman’la çalışmak enteresan bir serüven olacak.
BEREN SAAT’İN HAYATINA DAİR…
Ne okuyor?
- Şebnem ışigüzel, “Kirpiklerimin Gölgesinde”. Ona çok hayranım diye anlatıyor…
Ne izliyor?
- DVD delisi değil. Filmleri olabildiğince sinemada izlemeye çalışıyor. Kaçırdığı filmleri ise DVD’de takip ediyor.
Oyunculuk eğitimi almamanın eksikliğini hissediyor mu?
- Bazı zamanlarda… Özellikle dublaj yapmaya başladığında kendisiyle ciddi olarak mücadele etmiş.
Ne kadar çalışıyor?
- Sete 09.00’da giriyor, gece 23.00-24.00 civarında çıkıyor. Haftada beş gün 14-15 saat çalışıyor. Dizilere “Yeşilçam’ın uzantısı” demesi de bu fedakar ekip çalışması yüzünden.
AYNA KARŞISINDA VAKİT GEÇİRMEM
Ayna karşısında çok zaman harcamam. Çok sıkıldım çünkü… Kuaförle ilişkim yok denecek kadar az. Makyajdan, süslenmekten çok sıkıldığım için ayna karşısında çok fazla bir mesaim yok.
Türk erkeklerini kıskandıracak görüşme

Acun Angelina Jolie’yle buluşacak
Acun Ilıca’nın son bombası Anjelina Jolie. Daha önce pek çok dünya yıldızını programında ağırlayan Ilıcalı, bu kez Paris’te Jolie ile röportaj yapmaya hazırlanıyor
Röportaj, Angelina Jolie’nin son filmi ‘The Tourist’in galası sonrasında verilecek resepsiyonda gerçekleşecek.
Filmin Türkiye dağıtımcısı Pinema Film’in sahibi Pamir Demirtaş’ın da katılacağı gala 3 Aralık’ta.
Pamir Demirtaş’ın çok eski arkadaşı olduğunu söyleyen Acun Ilıcalı, “Pamir benden Angelina Jolie ile röportaj yapmamı istedi. Onu kırmam söz konusu olamaz. Ayrıca Angelina Jolie şu ana kadar gördüğüm en hayırsever Hollywood yıldızı” diyerek oyuncuya olan hayranlığını dile getirdi.
Ilıcalı, sözlerine şöyle devam etti: “Tası tarağı bırakıp Afganistan’da 10 gün kalıyor, oradan Kenya’ya gidiyor. Larry King’in şovunda da izledim. Konuşmaları çok güzel ve enteresan geldi. Bu yönlerini çok takdir ediyorum. Onunla hem tanışıp konuşmayı açıkçası ben de istedim. Konuşurken farklı, sıra dışı şeyler sormaya özen göstereceğim” dedi
İzmir’den Sezen Aksu’ya vefa
Konak Belediye Meclis üyelerin onayı ile Çankaya Mahallesinfr bir sokağa sanatçı Sezen Aksu’nun adı verildi

İZMİR (AHT)



